Duyuru

Collapse
Henüz duyuru yok

Bilinmeyenler

Collapse
X
  • Filtreleme
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
yeni mesajlar

  • Bilinmeyenler

    çukurun bataklığına gömüleceği kör bir geçit. 8. Mohenjo-Daro

    mohenjo-daro
    On bin yıl önceki nükleer savaş ve bunun destanı Mahabharata… Destanda anlatılanlara kanıt olarak Mohenjo-Daro kenti gösteriliyor. Pakistan’daki bu gelişmiş antik kent 1922’de ortaya çıkarıldı. Mohenjo-Daro, ızgara biçiminde planlanmış ve su sistemi bugünkü modern sistemlere benziyor. Düzenli yollar ve kanalizasyon sistemleri geniş bir nüfusu barındırdığının işareti. Çamurla sıvanmış tuğla evler iki katlı ve büyük kısmında banyo var. Antik kentin caddelerinde bulunan siyah cam kalıntılarının ve kil çömleklerin çok yüksek ısıya maruz kalarak eridikleri keşfedilmiş. Arkeologlar, caddelerde yatan iskeletler bulmuşlar; bir anda ölmüş bu insanların yumrukları sıkılı haldeymiş. İskeletlerde tespit edilen radyoaktivite, Hiroshima ve Nagasaki düzeyinde. Bu olay Mahabharata Destanı’nda “Cesetler tanınmayacak kadar yanarlar, ölmeyenlerin saçları ve tırnakları dökülür, çanaklar, çömlekler kendi kendilerine kırılırlar, yiyecekler zehirlenir. Kaçmaya çalışan savaşçılar ve eşyaları küllerle yıkanmaktadırlar. Derken vahşi bir rüzgar başlar, bulutlar kükrer, toz ve çakıl taşları yağmaktadır. Doğa dengesini yitirir, güneş gökte sallanmakta, dünya titremekte, korkunç silahtan yayılan kavurucu sıcaklık, her şeyi yakmaktadır” diye anlatılır. Bir bakışa göre, Mahabharata en eski bilim kurgu örneği. Zeki canlılar arasında çıkan bir anlaşmazlığın, savaşa dönüşmesi ve günümüz teknolojisinin çok ötesinde silahların kullanılması anlatılıyor. İtalyan bilim insanı Roberto Pinotti, destanda geçen Vimanalar´ın UFO´larla benzerliğine dikkat çeker.

    9. İskenderiye Kütüphanesi

    iskenderiye kutuphanesi
    MÖ 3. yy başlarında kurulmuş antik dünyanın en büyük kütüphanesi. 150 bin cilt el yazmasıyla o dönemlerin en büyük derlemesine sahipti. Aynı zamanda yayınevi işlevi görür, Mısır’a giren her kitap önce buraya getirilir, bir kopyası çıkarılır, sahibine verilir; asıl nüsha kütüphanede tutulurmuş. Yurt dışına gönderilen memurlar, buldukları kitapları satın alıp, getirirlermiş. Böylece, o zamana kadar birçok bilime ait dağınık halde ve kaybolmaya yüz tutmuş eser emin bir yerde toplanmış. Varlığını 4. yy’a kadar sürdürdüğü bilinen kütüphanenin Hıristiyan fanatikler tarafından yakıldığı yönünde genel bir kanı var. Müslümanlarca yok edildiği hikayesini Alfred J. Butler, Victor Chauvin, Paul Casanova ve Eugenio Griffin gibi pek çok bilim insanı kabul etmiyor. Sezar’ın İskenderiye’yi kuşattığı sırada yok edildiği görüşü de çeşitli tarihi eserlerde yer alıyor. Bu kuşatmada sadece bir bölümünün zarar görmüş olabileceği de düşünülüyor. Yakılan kütüphanenin bulunduğu alanda 2002’de yenisi yapılmış. Fakat eskisinin taşıdığı kültürel miras ve bunun insanlığa olan hizmeti hiçbir şeyle mukayese edilemez. Ne gibi bilgiler taşıyordu, ne tür gizemler saklıydı içinde; hiçbir zaman bilemeyeceğiz. 10. Tunguska Olayı

    tunguska
    Sibirya, 30 Haziran 1908 günü sabah yaklaşık 7:45’te Tunguska Irmağı yakınlarında oluşan 10-15 bin tonluk dinamit patlamasına eşdeğer büyük bir gök patlamasıyla sarsıldı. Kesin olmayan verilere göre patlamanın nedeninin, bir kuyruklu yıldız parçasının ya da meteorun yere çarpması olduğu sanılıyor. Cismin atmosfere yaklaşık 100 bin km/sa hızla girdiği ve ağırlığının 100 bin ile 1 milyon ton arasında olduğu varsayılıyor. Ama emin olunamıyor. Olayı uzaktan gözleyenler önce bir ateş topu gördüklerini ve ardından yer sarsıntısıyla birlikte, güçlü sıcak rüzgarların oluştuğunu söylemişler. Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüş. Cisim atmosferde buharlaştığından çevreye çeşitli gazlar yayılmış ve geceleri gökyüzünün parlak bir renk almasına neden olmuş. 11. Rasputin

    Rasputin
    “Öldürülemeyen ölümlü” benzetmesini sonuna kadar hak ediyor, sanırsınız 9 canlı! Üç insanı öldürebilecek kuvvetteki siyanürün öldüremediği Rasputin’e daha sonra iki el ateş edilmiş, halen ölmediğinin anlaşılması üzerine bu kez sopalarla dövülmüş, sonra alnının ortasından üçüncü kez vurulmuş ve donmuş Neva nehrine atılmış. 14 saat sonra, atıldığı yerden 140 metre uzakta bulunduğunda otopsi yapılmış. Yine hemen ölmediği, boğulmadan önce bir süre daha çırpındığı anlaşılmış. Öldüğünden hala yeterince emin olunamamış ki; Şubat devrimi sırasında mezarından çıkarılmış ve cesedi yakılmış. Grigori Jefimoviç Rasputin, Rus Çarı 2. Nikola döneminde sarayda oldukça etkili olmuş doğaüstü güçlere sahip bir mistik olarak bilinir. İstediği kişiyi bakışlarıyla hipnotize ederek kolayca etkisi altına aldığı söylenirdi. Çar’ın hemofili hastası oğlunu dua ederek ve dokunarak iyileştirmişti. Ahlaken savaşa karşı olmasına rağmen, Rusya’nın I. Dünya Savaşı’na girmesinden sorumlu tutulmaya başlandı. Rasputin, insanın ne kadar günah işlerse o derece günahtan arınacağını savunuyor, içkiye düşkünlüğü ve abartılı cinsel hayatıyla tanınıyordu. Yaşamı ve ölümü üzerindeki gizem perdesi pek çok araştırmacının hala ilgisini çekiyor. 12. Phoenix Işıkları

    Phoenix_lights
    UFO’cu olanlar ve olmayanların birbirine karşıt kanıtlar sunarak didiştikleri 13 Mart 1997’de üç saat boyunca Las Vegas’tan Phoenix’e kadar gözlemlenmiş olay. Yerel hava kuvvetleri üsleri ve haber merkezleri, gökyüzünde ilerleyen dairesel turuncu ışıklar rapor eden binlerce kişi tarafından telefon yağmuruna tutuldukları için santraller kilitlenmiş. Gözlemi yapan tanıkların söyledikleri arasında pek çok ortak nokta var: Cisim son derece büyük; “V” şekilli, üzerinde pek çok parlak ışık var ve karanlığın içinde sessizce ilerlemiş. Paulden’den Prescott Valley’e doğru ilerleyen cisim burada bulunan halkın tam üzerinden geçmiş, dolayısıyla çok net bir biçimde gözlemlenebilmişti. UFO’nun bir sonraki durağı Dewey olmuş; aynı zamanda Chino Valley, Tempe ve Glendale’den de gözlemlenmiş. İşin can alıcı kısmı CNN bu olayı canlı bağlantıyla ekranlara yansıtmış. Görüntülenen cisim radarlara da yansımamış. Kısa süre içerisinde Arizona valisi Fife Symington bir basın toplantısı yaparak bunun UFO ile ilgisi olmayan bir doğa olayı olduğunu belirtmiş hatta uzaylı kıyafeti giymiş bir kişiyi yanına alarak dalga geçmiş. Bir süre sonra işinden ayrılan aynı vali; cismin dünya dışı bir yerden gelme ihtimalinin yüksek olduğunu fakat valilik görevi sırasında böyle bir açıklamada bulunamadığını, konuyla ilgili bir belgeselde dile getirmiş. Gel de çık işin içinden… 13. Edgar Cayce

    edgar cayce1
    Edgar Cayce hipnozla uyutulduğu sırada kayda alınan “okumalar”la tanınmış. Trans halindeyken yaptığı teşhisler, nadir vakaların tedavisi için gerekli ilaçların nerede bulunabileceği, astroloji, reenkarnasyon ve Atlantis ile ilgili kehanetlerde bulunmuş. Kendisi de kendinden oldukça şüpheci olan Cayce, önceleri “uyurken konuşuyorum diye insanları tedaviye kalkamam” diyerek direnmiş. Sonunda bazı şartlarla bu seansları kabul etmiş. Hastaları görmeyecek, para almayacak ve uyku seanslarında bir doktor hazır bulunacak. Uykusu sırasında hastalara koyduğu teşhisler o kadar isabetliymiş ki doktorlar sendikası sekreteri John Blackburn bir komiteyle birlikte seansları izledikten sonra Edgar Cayce’a resmi konsultasyon yapma izni vermiş. Örneğin bir keresinde hipnoz esnasında dört reçete yazdırmış ama bunların kime uygulanacağı bilinmiyormuş. Sonradan kendisine başvuracak hastaların reçetesini 48 saat önce yazdırdığı ortaya çıkmış. Bir başka seansta da “Codiron” adlı bir ilaç yazdırmış ve yapan firmanın adresini vermiş. Telefon edildiğinde firma; formülü yeni bitirdiklerini ismini henüz koyduklarını söylemiş. Cayce hipnoz uykusundan uyanınca hiçbir şey hatırlamadığını söylüyormuş. Bunu nasıl yaptığı sorulduğunda yaşayan herhangi bir insan beyniyle ilişki kurabildiğini, beyinlerdeki bilgilerden, kendisine gelen hastaları teşhis edebildiğini ve ilaçlar verebildiğini, tüm bunların ışık hızıyla gerçekleştiğini söylemiş. Fakat Edgar Cayce’in bu durumu bugün için dahi açıklanamıyor. 14. Philadelphia Deneyi

    philadelphia
    Görünmezlik ve hatta molekül transferi yani ışınlanma mümkün mü? Philadelphia Deneyi, diğer adıyla Gökkuşağı Projesi, resmi makamlarca ve hatta deneye katıldığı iddia edilenler tarafından yalanlansa da bilim dünyasının en merak edilen konularından biri. 28 Ekim 1943’te Amerikan donanmasının Philadelphia limanında yaptığı iddia edilen deney kısaca; koruma destroyeri USS Eldridge’in birkaç dakika içerisinde görünmez hale geçerek, 600 km’den fazla bir uzaklığa gidip, tekrar gelmesi. Deneyin varlığı konusunda hiçbir delil bulunmuyor. 1984’te aynı adla filmi çekilene kadar da ciddiye alınmamış. Yaptığımız araştırmalarda her seferinde hikayenin değişik bir versiyonuna rastlıyoruz. Deney, Einstein’ın “Birleşik Alan Teorisi’ne dayandırıldığı için kendisinin de deneye dahil olduğundan tutun da; Tesla’nın bu deney üzerinde çalışırken ondan yardım istediğine ve Einstein’ın bunu reddettiğine dair kanıtlanamayacak pek çok şüpheli iddia. Philadelphia Deneyi’nde adı geçen bir avuç insandan geriye hiç kimse kalmaması, 1959’da olayla bağlantısı olan matematikçi ve gök bilimci Morris Jessup’un şaibeli ölümü, filmin çekilmesine ABD yetkililerin zor izin vermiş olması kuşku yaratıyor ve devletin bu konuyla ilgili varsa; gizli arşivlerinin açıklanmasını gerekli kılıyor. .



Hazırlanıyor...
X